🌐 Dil

Maksillofasiyal Cerrahi

İçindekiler

Maksillofasiyal cerrahi; ağız, dişler, çeneler, yüz kemikleri ve bu bölgelerle ilişkili yumuşak dokuların tanı ve tedavisini kapsayan ileri düzey bir cerrahi alandır. Antalya’da bu tedavilere ihtiyaç duyan hastalarımız çoğu zaman gömülü 20 yaş dişi, çene kisti, çene eklemi ağrısı, yüz travması, implant öncesi kemik yetersizliği ya da alt-üst çene uyumsuzluğu gibi şikâyetlerle başvurur. Bu branş, yalnızca diş çekimi yapan bir cerrahi yaklaşım değildir; yüz iskeletinin fonksiyonunu, estetiğini ve uzun dönem sağlığını birlikte değerlendirir. Konuşma, çiğneme, yutkunma, nefes alma ve yüz simetrisi gibi temel başlıklar tek bir tedavi planı içinde ele alınır.

Kliniğimizde maksillofasiyal cerrahi planlaması yapılırken ayrıntılı muayene, panoramik röntgen, dental tomografi, gerekli durumlarda 3 boyutlu görüntüleme ve sistemik sağlık değerlendirmesi birlikte kullanılır. Bazı işlemler 20 ila 45 dakikada lokal anestezi altında tamamlanabilirken, daha kapsamlı cerrahiler 1 ila 4 saat sürebilir ve sedasyon ya da genel anestezi gerektirebilir. İyileşme süresi yapılan işleme göre değişir; basit cerrahi çekimlerde günlük yaşama dönüş çoğu hastada 1 ila 3 gün içinde olurken, kemik grefti, ortognatik cerrahi veya kırık tedavilerinde tam toparlanma birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişebilir. Burada önemli olan, her hastaya aynı tedaviyi uygulamak değil, sorunun kaynağını doğru tespit edip buna uygun cerrahi yaklaşımı seçmektir.

Antalya maksillofasiyal cerrahi hizmetleri hakkında araştırma yapan kişiler genelde iki soruya net cevap arar: “Bu işlem bana neden gerekli?” ve “Süreç nasıl ilerleyecek?” Bu sayfada, maksillofasiyal cerrahinin hangi durumlarda uygulandığını, çene cerrahisinden farklarını, tedavi alanlarını, ameliyat öncesi değerlendirmeyi, iyileşme sürecini ve fiyatları etkileyen unsurları ayrıntılı şekilde bulacaksınız. Amacımız, karar vermeden önce ihtiyaç duyduğunuz tüm bilgiyi açık, ölçülebilir ve güven veren bir çerçevede sunmaktır.

Maksillofasiyal Cerrahi Nedir?

Maksillofasiyal cerrahi, ağız içi dokular, dişler, çene kemikleri, yüz kemikleri ve bu bölgelerle bağlantılı anatomik yapıların cerrahi tanı ve tedavisini kapsayan uzmanlık alanıdır. Tıbbi adıyla oral ve maksillofasiyal cerrahi olarak da bilinir. Bu alan, yalnızca problemli dişlerin çekilmesiyle sınırlı değildir. Gömülü diş operasyonları, çene kemiğindeki kist ve tümörlerin çıkarılması, implant öncesi kemik hazırlığı, yüz travmaları, çene eklemi hastalıkları ve alt-üst çene konum bozukluklarının düzeltilmesi gibi çok geniş bir tedavi yelpazesi vardır.

Muayene sırasında değerlendirdiğimiz temel noktalar; ağrının kaynağı, çiğneme fonksiyonu, ağız açıklığı, yüz simetrisi, dişlerin kapanış ilişkisi, kemik dokusunun yeterliliği ve varsa enfeksiyon bulgularıdır. Bu değerlendirme çoğu zaman yalnızca klinik muayene ile tamamlanmaz. Panoramik röntgen, periapikal film ve özellikle cerrahi planlama gerektiren vakalarda dental volumetrik tomografi bize kemik kalınlığını, sinir kanalının yerini, kistin sınırlarını ya da gömülü dişin komşu yapılarla ilişkisini milimetrik ölçekte gösterir. Örneğin alt çenedeki gömülü 20 yaş dişlerinde alt alveolar sinirle mesafe 1-2 mm düzeyinde olabilir. Bu bilgi, cerrahi tekniği doğrudan değiştirir.

Maksillofasiyal cerrahinin temel hedefi üç başlıkta toplanır: fonksiyonun korunması veya yeniden kazandırılması, enfeksiyon ve hastalıklı dokunun ortadan kaldırılması, estetik bütünlüğün desteklenmesi. Bir hastanın çiğnerken tek taraflı kullanması, ağzını 25 mm’den fazla açamaması ya da sürekli tekrarlayan şişlik yaşaması günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. Cerrahi müdahale bu noktada sadece mevcut şikâyeti gidermek için değil, ileride oluşabilecek kemik kaybı, diş kökü rezorpsiyonu, kronik enfeksiyon veya eklem hasarı gibi daha büyük sorunları önlemek için de planlanır.

Uygulamalar lokal anestezi, sedasyon veya genel anestezi altında yapılabilir. Basit bir yumuşak doku işlemi 15-20 dakikada tamamlanabilirken, çok parçalı yüz kırıkları ya da ortognatik cerrahiler 2-4 saat sürebilir. Hastanın sistemik hastalıkları, kullandığı ilaçlar, sigara alışkanlığı, kemik metabolizması ve iyileşme kapasitesi işlem kararında belirleyicidir. Bu nedenle maksillofasiyal cerrahi, hem diş hekimliği hem cerrahi tıp prensiplerinin birlikte yürütüldüğü, detaylı planlama isteyen bir alandır.

Maksillofasiyal Cerrahi Hangi Durumlarda Uygulanır?

Maksillofasiyal cerrahi, ağız ve yüz bölgesindeki sorunların ilaç, dolgu, kanal tedavisi ya da basit protetik işlemlerle çözülemediği durumlarda devreye girer. En sık karşılaştığımız nedenlerden biri gömülü dişlerdir. Özellikle alt 20 yaş dişleri, yarı gömülü kaldığında çevre diş etinde sık enfeksiyon yapabilir, ikinci büyük azı dişin köküne baskı oluşturabilir ve çürük riskini artırabilir. Hastalar çoğu zaman “arada bir şişiyor, sonra geçiyor” diye tarif eder. Bu tekrar eden tablo, cerrahi çekim gerektiren klasik bir örnektir.

Çene kemiği içinde oluşan kistler de bu branşın önemli uygulama alanlarından biridir. Kistlerin bir kısmı yıllarca belirti vermeden büyür. Panoramik filmde tesadüfen görülen 1-2 cm çapındaki lezyonlar kadar, 4-5 cm’ye ulaşmış ve kemik duvarını inceltmiş yapılarla da karşılaşırız. Böyle durumlarda sadece dişi çekmek yeterli olmaz; lezyonun tamamının temizlenmesi, patolojik incelemeye gönderilmesi ve bölgenin düzenli takip edilmesi gerekir. Benzer şekilde iyi huylu ya da kötü huylu tümör şüphesi olan alanlarda biyopsi ve cerrahi tedavi planlanır.

İmplant tedavisi öncesinde kemik hacminin yetersiz olması da sık bir cerrahi gereksinimdir. Üst arka bölgede sinüs sarkması, alt çenede kemik genişliğinin 4 mm’nin altına düşmesi ya da uzun süre dişsiz kalmaya bağlı erime, implantın doğrudan yerleştirilmesini engelleyebilir. Bu durumda kemik grefti, sinüs lifting, ridge augmentation gibi hazırlayıcı işlemler uygulanır. Amaç, implant için en az 6-8 mm genişlikte ve yeterli yükseklikte kemik oluşturmaktır.

Çene eklemi rahatsızlıkları, çene kilitlenmesi, ağız açıklığının 30 mm’nin altına düşmesi, çiğnerken eklemden gelen belirgin sesler ve uzun süreli ağrılar da cerrahi değerlendirme gerektirebilir. Her eklem sorunu ameliyatla çözülmez; birçok hastada plak tedavisi, fizik tedavi ve ilaç yeterlidir. Fakat diskin yer değiştirdiği, eklem yapısının bozulduğu veya konservatif tedaviye 3-6 ay içinde yanıt alınamadığı durumlarda artrosentez, artroskopi ya da açık eklem cerrahisi gündeme gelir.

Yüz travmaları, çene kırıkları, elmacık kemiği hasarları, göz çevresi kırıkları ve alt-üst çene uyumsuzlukları da bu alanın içindedir. Bir kazadan sonra ağız kapanışında bozulma, yüzde asimetri, çift görme ya da çeneyi hareket ettirirken şiddetli ağrı varsa hızlı müdahale gerekir. Bu tür vakalarda tanı ve tedavi geciktiğinde fonksiyon kaybı kalıcı hale gelebilir. Bu yüzden maksillofasiyal cerrahi, yalnızca planlı işlemlerden değil, acil ve travmatik durumlardan da sorumludur.

Çene Cerrahisi ile Maksillofasiyal Cerrahi Arasındaki Farklar

Günlük kullanımda “çene cerrahisi” ve “maksillofasiyal cerrahi” çoğu zaman aynı anlamda kullanılır. Hastalarımızın büyük bölümü bu iki ifadeyi birbirinin yerine geçirir. Pratikte aralarında ciddi bir çelişki yoktur; yine de kapsam açısından küçük ama önemli bir fark vardır. Çene cerrahisi ifadesi daha çok alt ve üst çene kemikleri, dişler, diş eti altındaki cerrahi işlemler ve ağız içi operasyonları çağrıştırır. Maksillofasiyal cerrahi ise çene ile sınırlı kalmaz; yüz kemikleri, yumuşak dokular, travmalar, çene eklemi ve bazı durumlarda estetik-fonksiyonel yüz rekonstrüksiyonlarını da içine alır.

Bir örnekle anlatmak daha nettir. Gömülü 20 yaş dişinin çekimi, kök ucu rezeksiyonu, implant yerleştirilmesi ya da kemik grefti gibi işlemler halk arasında çene cerrahisi olarak tanımlanır. Elmacık kemiği kırığı, orbital taban kırığı, çoklu yüz travması ya da ortognatik cerrahi ise daha geniş yüz iskeleti planlaması gerektirdiği için maksillofasiyal cerrahinin kapsamına girer. Yani her maksillofasiyal cerrahi işleminde çene yer almayabilir ama yüz yapıları işin içinde olabilir.

Mesleki tarafta bakıldığında bu alan, ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanlığı ile çok güçlü şekilde örtüşür. Türkiye’de hastaların karşısına çıkan uzmanlar çoğu zaman aynı eğitim altyapısından gelir ve hem çene cerrahisi hem maksillofasiyal cerrahi başlıklarındaki vakaları değerlendirir. Fark daha çok kullanılan terminolojidedir. “Maxillo” üst çene, “fasiyal” yüz anlamına gelir. Bu kelime kökeni bile kapsamın ağız içi cerrahiden daha geniş olduğunu gösterir.

Tedavi planlamasında bu ayrım neden önemlidir? Çünkü hastanın şikâyeti yalnızca dişe bağlı görünse bile altında daha geniş bir iskeletsel problem olabilir. Çiğneme bozukluğu yaşayan bir hastada sorun sadece dişlerin kapanışı değil, alt çenenin geride konumlanması olabilir. Sık tekrarlayan eklem ağrısında yalnızca kas yorgunluğu değil, kondil yapısında değişiklikler saptanabilir. Yüz travması sonrası yalnızca kırık hattını değil, göz çevresini, burun tabanını, sinir hasarını ve hava yolu güvenliğini de değerlendirmek gerekir.

Hastanın bakış açısından en pratik cevap şudur: Çene cerrahisi daha dar, maksillofasiyal cerrahi daha geniş bir şemsiyedir. Antalya’da bu alanda tedavi ararken yalnızca işlem adını değil, hekimin yüz iskeleti, travma, eklem ve ileri kemik cerrahileri konusundaki deneyimini de sorgulamak gerekir. Çünkü başarılı sonuç çoğu zaman sadece ameliyatın yapılmasına değil, doğru vakada doğru kapsamın belirlenmesine bağlıdır.

Antalya Maksillofasiyal Cerrahi Tedavi Alanları

Antalya’da maksillofasiyal cerrahi kapsamında sunduğumuz tedaviler, basit cerrahi diş çekiminden ileri kemik rekonstrüksiyonuna kadar uzanan geniş bir alanı kapsar. Bu çeşitlilik, her hastanın şikâyetinin farklı bir anatomik bölgeden kaynaklanabilmesinden doğar. Kimi zaman tek sorun gömülü bir diştir, kimi zaman yıllar içinde büyümüş bir kist, kimi zaman da travma sonrası kapanışı bozulan bir çene kırığıdır. Bu nedenle tedavi alanlarını tek başlık altında toplamak yerine, fonksiyon ve doku tipine göre değerlendirmek daha doğru olur.

En sık uyguladığımız tedaviler ağız içi cerrahi işlemlerdir. Bunlar arasında gömülü 20 yaş diş çekimleri, kök ucu ameliyatları, enfekte dokuların temizlenmesi, preprotetik cerrahi ve biyopsi işlemleri bulunur. Bir gömülü diş operasyonu ortalama 20-45 dakika sürebilir. Dişin kemik içindeki konumu, kök sayısı ve sinir kanalına yakınlığı bu süreyi uzatabilir. Operasyon öncesi tomografi ile çalışmak, özellikle alt çene vakalarında sinir hasarı riskini belirgin şekilde azaltır.

İmplant cerrahisiyle ilişkili işlemler de önemli bir yer tutar. Uzun süre dişsiz kalan hastalarda kemik erimesi kaçınılmazdır. Üst arka bölgede sinüs tabanının aşağı sarkması nedeniyle dikey kemik yüksekliği bazen 3-4 mm’ye kadar düşebilir. Böyle durumlarda açık veya kapalı sinüs lifting uygulanır. Lokal kemik tozu, allogreft veya otojen greft gibi materyallerle kemik hacmi artırılır. Greftin olgunlaşması çoğu hastada 4 ila 6 ay sürer. Daha ileri kemik kayıplarında blok greft ya da yönlendirilmiş kemik rejenerasyonu gerekebilir.

Çene eklemi ve iskeletsel çene bozuklukları da tedavi alanlarımız arasındadır. Ağzını tam açamayan, çiğnerken tek tarafa kayan, alt çenesi belirgin geride ya da ileride olan hastalarda eklem ve iskelet birlikte değerlendirilir. Ortognatik cerrahi planlanan kişilerde ortodonti ile cerrahi koordineli ilerler ve toplam tedavi süresi çoğu zaman 12 ila 24 ayı bulur. Bu süreçte hedef yalnızca yüz görünümünü düzeltmek değil, nefes yolunu, konuşmayı ve stabil kapanışı da iyileştirmektir.

Travma ve patoloji tedavileri ise ileri cerrahi yaklaşım gerektirir. Yüz kemik kırıkları, çene kistleri, iyi huylu tümörler, biyopsi gerektiren şüpheli lezyonlar ve enfeksiyon odakları dikkatle ele alınır. Antalya gibi yoğun nüfus hareketi olan bir şehirde spor travmaları, trafik kazaları ve düşmeye bağlı yüz yaralanmaları azımsanmayacak sıklıkta karşımıza çıkar. Bu vakalarda hızlı görüntüleme, doğru fiksasyon ve düzenli takip, hem fonksiyon hem estetik açısından belirleyicidir. Tedavi alanlarının genişliği nedeniyle maksillofasiyal cerrahide deneyim, planlama ve disiplinler arası çalışma doğrudan başarıyı etkiler.

Gömülü Diş Çekimi ve Cerrahi Müdahaleler

Gömülü diş, sürmesi gereken zamanda ağız içine tam olarak çıkamayan ve kemik ya da diş eti altında kalan diştir. En sık alt ve üst 20 yaş dişlerinde görülür. Daha nadir olarak köpek dişleri ve küçük azı dişleri de gömülü kalabilir. Gömülü dişler yıllarca sessiz kalabilir; fakat bu sessizlik aldatıcıdır. Dişin çevresinde enfeksiyon gelişmesi, komşu dişte çürük oluşması, kök erimesi, kötü koku, ağız açmada zorlanma ve kist oluşumu gibi sorunlarla karşılaşabiliriz. Özellikle yarı gömülü dişlerde diş eti kapağı altında bakteri birikimi çok yaygındır.

Cerrahi çekim kararı verirken panoramik röntgen tek başına yeterli olmayabilir. Alt çenede sinir kanalına yakınlık şüphesi varsa dental tomografi isteriz. Tomografi bize dişin açısını, kemikle ilişkisini, köklerin şeklini ve sinirle mesafesini üç boyutlu olarak gösterir. Dikey, yatay, mesioanguler veya distoanguler konumlanma operasyonun zorluk derecesini etkiler. Köklerin sinir kanalını sarması ya da dişin tamamen kemik içinde kalması cerrahi planı değiştirir.

İşlem çoğu hastada lokal anestezi altında yapılır. Gerekli durumlarda sedasyon da eklenebilir. Cerrahi sırasında diş eti kontrollü biçimde kaldırılır, üzerindeki kemik minimal düzeyde kaldırılır ve diş tek parça çıkarılamıyorsa birkaç parçaya ayrılarak alınır. Bu yaklaşım çevre kemiği korur ve doku travmasını azaltır. Standart bir gömülü 20 yaş dişi çekimi ortalama 20-40 dakika sürer. Çok zor pozisyonlu dişlerde bu süre 60 dakikaya yaklaşabilir.

Ameliyat sonrası ilk 24 saat içinde hafif sızıntı şeklinde kanama, 2. ve 3. günlerde artabilen şişlik, ağız açıklığında geçici azalma beklenen durumlardır. Soğuk uygulama ilk 24 saat boyunca 10 dakika temas, 10 dakika ara prensibiyle yapılabilir. Çoğu hastada günlük yaşama dönüş 2-3 gün içinde olur. Dikişler genellikle 7-10 gün arasında alınır ya da kullanılan materyale göre kendiliğinden erir. Alt çenedeki zor çekimlerde tam yumuşak doku konforunun sağlanması 10-14 günü bulabilir.

Hastalarımızı en çok endişelendiren konulardan biri sinir hasarıdır. Alt dudakta uyuşukluk riski özellikle alt 20 yaş dişleri sinir kanalına çok yakınsa artar; yine de dikkatli planlamayla bu risk oldukça düşüktür. Bir diğer önemli nokta kuru soket olarak bilinen alveolit tablosudur. Sigara kullanımı, ilk 24 saatte tükürme ve pipet kullanımı bu riski artırır. Cerrahi çekim doğru planlandığında, uygun ilaç ve bakım önerilerine uyulduğunda iyileşme çoğu zaman sorunsuz ilerler.

Çene Kisti ve Tümörü Tedavisi

Çene kemiği içinde gelişen kistler ve tümörler, erken dönemde çoğu zaman belirti vermediği için tesadüfen saptanır. Rutin panoramik filmde görülen yuvarlak, koyu renkli bir alan bazen küçük bir kist olabilir; bazen de daha ciddi bir patolojinin başlangıç görüntüsüdür. Kistler genellikle içi sıvı dolu patolojik boşluklardır. Tümörler ise iyi huylu ya da kötü huylu doku çoğalmaları olabilir. Her iki durumda da kesin yaklaşım, yalnızca görüntüye bakarak karar vermek değil; klinik bulgular, radyolojik sınırlar ve gerektiğinde histopatolojik incelemeyi birlikte değerlendirmektir.

En sık karşılaştığımız lezyonlar arasında radiküler kistler, dentigeröz kistler ve keratokistler bulunur. Radiküler kistler çoğu zaman enfekte, canlılığını kaybetmiş bir diş kökü çevresinde gelişir. Dentigeröz kistler ise gömülü dişlerin çevresinde oluşur. Keratokistler daha agresif davranabilir ve nüks etme eğilimleri diğerlerine göre yüksektir. Çapı 1 cm olan küçük bir lezyonla, 5-6 cm’ye ulaşıp çene kemiğini incelten büyük bir lezyon aynı şekilde ele alınmaz. Büyük kistlerde kemiğin dayanıklılığı azalabilir ve patolojik kırık riski oluşabilir.

Tedavi yaklaşımı lezyonun türüne, boyutuna, bulunduğu bölgeye ve komşu anatomik yapılara göre değişir. Küçük ve sınırlı kistlerde enükleasyon dediğimiz yöntemle lezyon tamamen çıkarılır. Daha büyük kistlerde marsupializasyon uygulanabilir; yani kistin iç basıncını azaltmak için kontrollü açıklık oluşturulur, hacim küçültülür ve ardından ikinci aşama cerrahi yapılır. Her çıkarılan doku patoloji laboratuvarına gönderilir. Bu adım ihmal edilmez; çünkü tedavinin doğru şekilde tamamlanması için tanının mikroskobik düzeyde doğrulanması gerekir.

Çene tümörlerinde tablo daha geniştir. Odontojenik tümörler, dev hücreli lezyonlar, ameloblastoma gibi oluşumlar lokal olarak agresif seyredebilir. Kötü huylu tümör şüphesinde ise biyopsi, görüntüleme ve gerektiğinde multidisipliner onkolojik yaklaşım gerekir. Bu hastalarda cerrahi sınırlar, lenf nodu değerlendirmesi ve rekonstrüksiyon planı özenle yapılır. Her lezyon kanser değildir; fakat kesin tanı olmadan “önemsizdir” demek de doğru olmaz.

Ameliyat sonrası iyileşme süresi lezyonun büyüklüğüne bağlıdır. Küçük kist operasyonlarında hastalar 2-3 gün içinde rahatlar. Daha geniş kemik boşluklarında kemik dolumunun radyografik olarak olgunlaşması 3 ila 9 ay arasında sürebilir. Düzenli kontrol röntgenleri bu yüzden önemlidir. Nüks etme eğilimi olan lezyonlarda 6 ay, 12 ay ve 24 ay kontrolleri planlanabilir. Çene kisti ve tümörü tedavisinde başarının anahtarı, erken teşhis, tam cerrahi temizleme ve disiplinli takiptir.

Çene Eklemi Rahatsızlıklarında Cerrahi Yaklaşımlar

Çene eklemi, alt çenenin kafatası ile birleştiği ve çiğneme hareketlerinin kontrol edildiği karmaşık bir yapıdır. Bu eklemde gelişen sorunlar; çeneden ses gelmesi, sabahları çene yorgunluğu, ağzı tam açamama, kilitlenme, kulak önü ağrısı ve çiğnerken tek tarafa kayma şeklinde kendini gösterebilir. Her eklem sesi ameliyat gerektirmez. Hatta hastaların büyük bölümünde cerrahi dışı tedavilerle rahatlama sağlanır. Gece plağı, kas gevşetici ilaçlar, yumuşak diyet, sıcak-soğuk uygulamalar ve fizik tedavi çoğu vakada ilk basamaktır.

Cerrahi yaklaşımı gündeme getiren tablo genellikle daha dirençli vakalardır. Ağız açıklığının 25-30 mm’nin altına düşmesi, diskin yer değiştirip yerine dönememesi, eklem içinde yapışıklık oluşması, yoğun ağrı nedeniyle beslenmenin bozulması ya da 3-6 aylık konservatif tedaviye rağmen düzelme sağlanamaması durumlarında ileri değerlendirme yaparız. Manyetik rezonans görüntüleme, eklem diskini ve yumuşak dokuyu değerlendirmede çok değerlidir. Bilgisayarlı tomografi ise kemik yapıdaki değişiklikleri gösterir.

En sık uygulanan minimal invaziv yöntemlerden biri artrosentezdir. Bu işlemde eklem boşluğu steril sıvılarla yıkanır, basınç azaltılır ve hareketi kısıtlayan inflamatuvar ürünler uzaklaştırılır. Lokal anestezi ve sedasyon altında uygulanabilir, ortalama 20-30 dakika sürer. Özellikle ani kilitlenme ve ağrılı hareket kısıtlılığı olan hastalarda iyi sonuç verir. İşlem sonrası çoğu hasta aynı gün taburcu edilir ve 24-72 saat içinde belirgin rahatlama hisseder.

Daha ileri vakalarda artroskopi veya açık eklem cerrahisi gerekebilir. Artroskopi, ince optik sistemlerle eklem içine girilerek hem görüntüleme hem müdahale yapılmasına olanak tanır. Yapışıklıkların açılması, diskin değerlendirilmesi ve bazı düzenleyici işlemler bu yöntemle yapılabilir. Açık cerrahi ise eklemde ileri yapısal bozulma, ankiloz, tümör, ciddi disk deformasyonu veya travma sonrası anatomik bozulma varsa tercih edilir. Bu tür ameliyatlar daha kapsamlıdır ve iyileşme süresi uzundur.

Cerrahi sonrası süreçte egzersiz çok önemlidir. Hasta yalnızca ameliyatla iyileşmez; kontrollü çene açma kapama hareketleri, belirlenen süre boyunca yumuşak beslenme ve bazen splint kullanımı gerekir. Şişlik genellikle ilk 3 gün içinde en belirgin düzeye ulaşır, 7-10 gün içinde azalır. Tam fonksiyonel toparlanma işlemin tipine göre 2 haftadan 8 haftaya kadar değişebilir. Çene eklemi rahatsızlıklarında doğru hasta seçimi büyük fark yaratır. Gereksiz cerrahiden kaçınmak kadar, gerçekten ihtiyaç duyan hastada müdahaleyi geciktirmemek de önemlidir.

Yüz Travmaları ve Kırık Tedavileri

Yüz travmaları, günlük yaşamda sandığımızdan daha sık karşılaştığımız acil durumlardır. Trafik kazaları, motosiklet ve bisiklet düşmeleri, spor yaralanmaları, iş kazaları ve darbe sonrası yüz kemiklerinde kırık oluşabilir. Çene kemiği, elmacık kemiği, burun çevresi, göz çukuru tabanı ve üst çene bu travmalardan etkilenebilir. Hastalar çoğu zaman yüzde ani şişlik, ağız kapanışında bozulma, ağrı, uyuşukluk, ağız açmada güçlük, kanama ya da yüz simetrisinde değişiklik ile başvurur. Göz çevresi travmalarında çift görme ve göz hareketlerinde kısıtlılık da tabloya eşlik edebilir.

Muayenede yalnızca kırığın yerini değil, hastanın genel durumunu da değerlendiririz. Hava yolu güvenliği, aktif kanama, bilinç durumu ve nörolojik bulgular önceliklidir. Ardından yüz kemiklerinin palpasyonu, dişlerin kapanışı, alt dudak ve yanak hissi, ağız açıklığı ve göz fonksiyonları kontrol edilir. Panoramik film bazı çene kırıklarında yardımcıdır; fakat yüz travmalarında çoğu zaman bilgisayarlı tomografi gerekir. Tomografi bize kırık hattının yönünü, deplasman miktarını ve çoklu kırık varlığını ayrıntılı gösterir.

Tedavi planı kırığın tipine bağlıdır. Yer değiştirmemiş, stabil ve küçük bazı kırıklarda konservatif takip yeterli olabilir. Yumuşak diyet, ağrı kontrolü ve yakın izlemle kemik iyileşmesi sağlanabilir. Deplase kırıklarda ise cerrahi fiksasyon gerekir. Titanyum plak ve vidalarla kırık uçları anatomik pozisyonuna getirilir. Alt çene kırıklarında bazen geçici çene kapatma teknikleri uygulanır; fakat güncel yaklaşım mümkün olduğunca fonksiyonu erken geri kazandırmaktır. Bu yüzden rijit fiksasyon birçok vakada öne çıkar.

Çene kırıklarında ideal müdahale süresi genellikle ilk birkaç gün içindedir. Çok geciken olgularda kemik uçları yanlış pozisyonda kaynamaya başlayabilir ve kapanış bozukluğu kalıcı hale gelebilir. Elmacık kemiği ve orbital bölge kırıklarında da estetik deformasyonun yanı sıra görme fonksiyonları dikkate alınır. Göz küresinin aşağı düşmesi, içe çökme ya da kas sıkışması varsa müdahale daha hassas planlanır.

İyileşme süresi kırığın yerine ve uygulanan tekniğe göre değişir. Kemik kaynaması erişkinlerde ortalama 4 ila 6 haftada gerçekleşir. Bu süreçte sert gıdalardan kaçınmak, darbeye karşı dikkatli olmak ve ağız hijyenini korumak gerekir. Ağız içinden yapılan yaklaşımlarda dışarıdan iz kalmaması önemli bir avantajdır. Yüz travmalarında başarılı tedavi, sadece kemiği birleştirmek değil; hastanın eski çiğneme düzenini, konuşmasını, yüz simetrisini ve duyu fonksiyonunu mümkün olan en iyi düzeyde geri kazandırmaktır.

Ortognatik Cerrahi ile Çene Düzeltme

Ortognatik cerrahi, alt ve üst çenelerin iskeletsel konum bozukluklarını düzeltmek için uygulanan planlı çene ameliyatlarıdır. Bu tedavi yalnızca estetik amaçla yapılmaz. Hastaların önemli bir kısmı çiğneme güçlüğü, konuşma bozukluğu, dudakları kapatmakta zorlanma, ağızdan nefes alma eğilimi, horlama, eklem ağrısı ya da belirgin kapanış bozukluğu nedeniyle başvurur. Alt çenenin aşırı geride olması, ileride olması, üst çenenin fazla önde ya da geride konumlanması, açık kapanış ve yüz asimetrileri bu grubun en yaygın örnekleridir.

Ortognatik cerrahi tek başına yapılan bir işlem değildir; çoğu zaman ortodonti ile birlikte planlanır. Hastanın dişleri yıllar içinde mevcut çene bozukluğuna uyum sağlamış olur. Bu yüzden ameliyat öncesi dişlerin doğru pozisyona alınması gerekir. Ortodontik hazırlık süresi ortalama 8 ila 18 ay arasında değişebilir. Ardından cerrahi uygulanır ve sonrasında 4 ila 8 ay sürebilen ince ayar ortodontisi yapılır. Toplam tedavi süresi birçok hastada 12 ila 24 ayı bulur.

Cerrahi planlama aşamasında fotoğraflar, ağız içi ölçüler, sefalometrik analizler, panoramik görüntüler ve 3 boyutlu tomografi kullanılır. Milimetrik düzeyde hesaplama yapılır. Örneğin alt çenenin 6 mm geriye, üst çenenin 4 mm öne alınması gibi net planlar hazırlanabilir. En sık uygulanan ameliyatlardan biri alt çene için bilateral sagittal split osteotomi, üst çene için Le Fort I osteotomidir. Gerektiğinde çene ucu estetiği için genioplasti de eklenebilir. Operasyon süresi işlem sayısına göre 2 ila 5 saat arasında değişebilir.

Ameliyat sonrası ilk günlerde şişlik, sıvı ve yumuşak gıda ile beslenme ihtiyacı, geçici uyuşukluk ve konuşmada hafif değişiklik beklenir. Hastanede kalış süresi çoğu hastada 1 ila 3 gündür. Şişlik en belirgin düzeye genellikle 48-72 saat arasında ulaşır, ardından azalmaya başlar. Masa başı işe dönüş 10-14 gün içinde mümkün olabilir. Sert gıdalara geçiş ise cerrahın önerisine göre 4 ila 8 hafta arasında planlanır. Tam kemik iyileşmesi birkaç ay sürer.

Bu ameliyatların en büyük katkısı, yüz görünümünü değiştirmenin ötesinde fonksiyonel denge sağlamasıdır. Dişlerin düzgün kapanması, çiğneme kuvvetinin daha dengeli dağılması, eklem yükünün azalması ve hava yolunun iyileşmesi birçok hastada yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır. Ortognatik cerrahi ciddi planlama ister. Doğru hasta seçildiğinde ve ortodonti-cerrahi koordinasyonu iyi kurulduğunda sonuçlar hem estetik hem fonksiyonel açıdan son derece tatmin edicidir.

Dental İmplant Öncesi Cerrahi İşlemler

Dental implant her zaman doğrudan yerleştirilemez. Diş çekiminden sonra kemik zaman içinde eriyebilir, sinüs boşluğu aşağı sarkabilir ya da dişin kaybedildiği alanda kemik genişliği yetersiz kalabilir. İmplantın uzun dönem başarılı olması için kemiğin yüksekliği, genişliği ve yoğunluğu yeterli olmalıdır. Çoğu implant için hedeflediğimiz kemik genişliği en az 6 mm civarındadır. Dikey yükseklik ihtiyacı implant boyuna göre değişse de güvenli planlama için anatomik sınırlar dikkatle ölçülür. Bu ölçümler panoramik röntgenle kaba olarak görülebilir; kesin değerlendirmede dental tomografi çok daha güvenilir bilgi verir.

En sık uygulanan hazırlık işlemlerinden biri kemik greftidir. Greft, kemik hacmini artırmak için kullanılan biyolojik ya da sentetik destek materyallerini ifade eder. Küçük defektlerde partikül greftler yeterli olabilir. Daha ileri kayıplarda blok greft kullanılır. Greftin kaynağı hastanın kendi kemiği, insan kaynaklı işlenmiş kemik, hayvansal kökenli materyal ya da sentetik biyomateryaller olabilir. Hangi materyalin seçileceği defektin boyutuna, bölgenin kanlanmasına ve planlanan implant sayısına göre belirlenir. Küçük augmentasyonlarda iyileşme 3-4 ay sürerken, daha geniş greftlerde bu süre 4-6 aya çıkabilir.

Üst arka bölgede en sık ihtiyaç duyulan işlem sinüs liftingtir. Azı dişleri çekildikten sonra maksiller sinüs tabanı zamanla aşağı iner ve kemik yüksekliği azalır. Eğer kalan kemik yüksekliği 5-6 mm düzeyindeyse kapalı sinüs lifting düşünülebilir. 4 mm ve altındaki vakalarda açık sinüs lifting daha sık tercih edilir. Bu işlem sırasında sinüs zarı dikkatle kaldırılır, altına greft materyali yerleştirilir ve uygun koşullarda implant aynı seansta ya da 4-6 ay sonra uygulanır.

Bazı hastalarda diş çekimiyle aynı gün soket koruma işlemi yaparız. Çekim boşluğuna greft ve membran yerleştirerek kemiğin çökmesini azaltmayı hedefleriz. Bu yaklaşım, ileride implant yerleştirirken daha avantajlı bir zemin sağlar. Dar kretlerde ridge split veya yönlendirilmiş kemik rejenerasyonu da kullanılabilir. Yumuşak doku yetersizliğinde serbest diş eti grefti ya da bağ dokusu grefti gibi işlemlerle implant çevresi sağlığı desteklenir.

İmplant öncesi cerrahi yalnızca kemik eklemek anlamına gelmez; riskleri doğru yönetmek anlamına da gelir. Sigara kullanımı, kontrolsüz diyabet, bisfosfonat grubu ilaçlar, aktif periodontal hastalık ve kötü ağız hijyeni başarı oranını düşürür. Sağlıklı koşullarda implantların 10 yıllık başarı oranı birçok çalışmada yüzde 90’ın üzerindedir. Bu başarının temelinde iyi cerrahi zemin vardır. Kısaca söylemek gerekirse, implantın sağlam durması sadece titanyum vidanın kalitesine değil, onu taşıyan kemiğin doğru hazırlanmasına bağlıdır.

Maksillofasiyal Cerrahi Öncesi Değerlendirme Süreci

Maksillofasiyal cerrahide başarılı sonuç, ameliyat günü başlayan bir süreç değildir. Asıl başarı çoğu zaman ameliyat öncesi değerlendirme aşamasında şekillenir. Bu süreçte yalnızca ağız içi soruna bakmayız; hastanın genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, alerjileri, geçirilmiş ameliyatları, kanama öyküsü, sigara ve alkol alışkanlıkları da değerlendirilir. Çünkü küçük görünen bir işlem bile sistemik riskler göz ardı edildiğinde zorlaşabilir. Örneğin kan sulandırıcı kullanan bir hastada basit bir cerrahi çekim bile özel planlama gerektirir.

Muayenede ağız açıklığı, kapanış ilişkisi, şişlik varlığı, enfeksiyon bulguları, sinir duyusu, diş köklerinin durumu ve yumuşak doku kalitesi incelenir. Ardından görüntüleme aşamasına geçilir. Panoramik röntgen birçok vakada temel bilgiyi sağlar. İmplant öncesi kemik ölçümü, gömülü dişlerin sinirle ilişkisi, kist sınırları, kırık hattı ya da eklem yapıları için çoğu zaman dental tomografi isteriz. Tomografi kesitleri sayesinde 0,1 mm düzeyinde detay alınabilir ve operasyon alanı üç boyutlu olarak planlanır.

Gerekli durumlarda laboratuvar testleri istenir. Tam kan sayımı, pıhtılaşma testleri, açlık kan şekeri, HbA1c, enfeksiyon belirteçleri ya da doktor konsültasyonları bu aşamada devreye girebilir. Diyabeti kontrolsüz olan bir hastada enfeksiyon ve geç iyileşme riski artar. Tansiyonu yüksek hastalarda işlem öncesi stabilizasyon önemlidir. Kalp kapak hastalığı olan ya da özel enfeksiyon riski taşıyan kişilerde antibiyotik profilaksisi gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilir.

Anestezi planı da bu sürecin parçasıdır. Basit işlemler lokal anestezi ile yapılabilir. Aşırı kaygılı hastalarda sedasyon düşünülebilir. Geniş kemik operasyonları, ortognatik cerrahi veya kompleks travma vakalarında genel anestezi tercih edilebilir. Aç kalma süresi, ilaç kullanımı ve refakat ihtiyacı hastaya önceden net şekilde anlatılır. Cerrahi öncesi hastanın ne yaşayacağını bilmesi, işlem sırasındaki stresi ciddi ölçüde azaltır.

Biz bu aşamada hastaya sadece “ameliyat olacaksınız” demeyiz. İşlemin neden gerektiğini, alternatifleri, olası riskleri, beklenen iyileşme süresini ve bakım kurallarını açıkça anlatırız. Uyuşukluk riski, şişlik süresi, dikiş alınma zamanı, işe dönüş aralığı gibi somut bilgiler paylaşmak hastanın sürece güvenle girmesini sağlar. Doğru hazırlanmış bir hasta, ameliyat sonrası dönemi de daha rahat geçirir. Maksillofasiyal cerrahi öncesi değerlendirme, tedavinin bel kemiğidir; aceleye getirildiğinde hata payı artar, dikkatle yapıldığında sonuçlar belirgin şekilde güçlenir.

Maksillofasiyal Cerrahi Sonrası İyileşme Süreci

Maksillofasiyal cerrahi sonrası iyileşme, yapılan işlemin kapsamına göre değişir. Basit bir cerrahi diş çekiminden sonra toparlanma ile çene kemiği düzeltme ameliyatı sonrası toparlanma aynı değildir. Yine de bazı temel prensipler tüm hastalar için geçerlidir. İlk 24 saat, kanama kontrolü ve pıhtının korunması açısından kritik dönemdir. Hafif sızıntı şeklinde kanama normal kabul edilir. Aktif, durmayan kanama ise değerlendirilmelidir. Hastaya verilen gazlı bezin 30-45 dakika basınçla tutulması çoğu zaman yeterlidir.

Şişlik, cerrahinin doğal parçasıdır. En belirgin düzeye genellikle 48 ila 72 saat içinde ulaşır. Bu dönemde dışarıdan soğuk uygulama fayda sağlar. İlk gün 10 dakika uygulama, 10 dakika ara şeklinde ilerlemek ödemi azaltmaya yardımcı olur. 72 saatten sonra bazı işlemlerde ılık uygulama daha rahatlatıcı olabilir. Ağrı düzeyi işlem türüne göre değişmekle birlikte reçete edilen ağrı kesicilerle çoğu hastada kontrol altına alınır. Antibiyotik önerildiyse tam süre kullanılması gerekir; kendiliğinden kesilmesi doğru değildir.

Beslenme düzeni iyileşmede büyük rol oynar. İlk gün çok sıcak yiyeceklerden, sert gıdalardan ve yoğun çiğneme gerektiren besinlerden kaçınmak gerekir. Yoğurt, çorba, püre, ılık yumuşak gıdalar daha uygundur. Geniş cerrahilerde sıvı ve yumuşak diyet 1-2 hafta sürebilir. Yeterli su alımı önemlidir. Sigara kullanımı kan dolaşımını bozduğu ve pıhtıyı olumsuz etkilediği için özellikle ilk 72 saatte ciddi risk oluşturur. Biz mümkünse en az 1 hafta hiç içilmemesini öneririz.

Ağız hijyeni konusu hastaların bazen çekindiği bir alandır. “Fırçalayıp zarar verir miyim?” sorusu çok gelir. İşlem yapılan bölgeyi travmatize etmeden temizlik sağlanmalıdır. Cerrahi alan dışındaki dişler aynı gün dikkatlice fırçalanabilir. Bazı vakalarda 24 saat sonra antiseptik gargara başlanır. Dikişler kullanılan materyale göre 7-10 gün içinde alınabilir ya da eriyebilir. Şiddetli kötü koku, artan ağrı, ateş, ağızda kötü tatla birlikte yoğun akıntı, dudakta uzun süren uyuşukluk gibi durumlar kontrol gerektirir.

İşe dönüş süresi işlem türüne göre değişir. Basit gömülü diş çekimlerinde hastaların çoğu 1-3 gün içinde günlük düzenine döner. Kemik grefti veya sinüs lifting sonrası 3-7 gün daha temkinli geçebilir. Ortognatik cerrahi ve kırık operasyonlarında toparlanma birkaç hafta alır. Tam kemik iyileşmesi genellikle 4-8 hafta aralığında ilerler; büyük cerrahilerde bu süre daha uzayabilir. İyileşme döneminde sabırlı olmak gerekir. Doku biyolojisinin kendine ait bir hızı vardır. Doğru bakım uygulandığında vücut çoğu zaman beklediğimizden düzenli ve güçlü şekilde toparlanır.

Maksillofasiyal Cerrahi Fiyatları Antalya

Maksillofasiyal cerrahi fiyatları Antalya’da tek bir rakamla ifade edilemez; çünkü bu alan çok farklı işlem gruplarını içerir. Basit bir gömülü diş çekimi ile genel anestezi altında yapılan ortognatik cerrahi ya da geniş çene kisti operasyonu aynı maliyet yapısına sahip değildir. Fiyatı belirleyen temel unsur, işlemin kapsamı ve gereken cerrahi altyapıdır. Kullanılan görüntüleme yöntemleri, tomografi ihtiyacı, biyopsi ve patoloji incelemesi, greft materyali, membran kullanımı, sedasyon veya genel anestezi gereksinimi toplam maliyeti doğrudan etkiler.

Örneğin gömülü 20 yaş dişi çekiminde dişin konumu büyük fark yaratır. Yarı gömülü ve kolay ulaşılabilir bir diş daha kısa sürede alınabilirken, tamamen kemik içinde kalan ve sinir kanalına çok yakın olan dişlerde işlem süresi, zorluk derecesi ve planlama ihtiyacı artar. İmplant öncesi cerrahilerde ise kemik grefti miktarı, sinüs lifting tipi ve aynı seansta implant uygulanıp uygulanmayacağı fiyatı değiştirir. Açık sinüs lifting ile küçük bir soket koruma işlemi doğal olarak aynı seviyede değerlendirilmez.

Çene kisti, tümör, travma ve ortognatik cerrahi gibi ileri işlemlerde maliyet hesabı daha detaylı yapılır. Burada yalnızca ameliyat süresi değil, hastane ortamı, anestezi ekibi, plak-vida sistemleri, patoloji raporları ve kontrol ziyaretleri de devreye girer. Yüz kırıklarında kullanılan titanyum mini plak sistemleri, vaka sayısına göre değişiklik gösterebilir. Ortognatik cerrahide dijital planlama, ortodontik koordinasyon ve ameliyat sonrası takip süreci daha uzun olduğu için fiyatlandırma da buna göre şekillenir.

Hastalar bazen yalnızca en düşük fiyatı araştırarak karar vermek istiyor. Bu anlaşılır bir refleks; fakat cerrahide asıl değerlendirilmesi gereken şey, planlamanın doğruluğu ve uygulamanın güvenliğidir. Ucuz görünen bir işlem, eksik görüntüleme, yetersiz sterilizasyon, hatalı endikasyon ya da yetersiz takip nedeniyle daha büyük maliyetlere yol açabilir. Özellikle sinire yakın gömülü dişler, büyük kistler, eklem cerrahileri ve kemik augmentasyonlarında deneyim belirleyici rol oynar.

Antalya’da maksillofasiyal cerrahi fiyatları hakkında en sağlıklı bilgi, muayene ve görüntüleme sonrası verilir. Çünkü aynı başlık altında görünen iki hastanın cerrahi ihtiyacı birbirinden tamamen farklı olabilir. Biz hastalarımıza fiyat bilgisini sunarken işlem kalemlerini mümkün olduğunca şeffaf açıklarız. Hangi uygulamanın neden gerekli olduğunu, alternatifleri, iyileşme süresini ve olası ek ihtiyaçları net şekilde anlatırız. Cerrahide doğru maliyet değerlendirmesi, yalnızca bugünkü ücret değil; tedavinin güvenliği, kalıcılığı ve komplikasyon riskinin düşüklüğü ile birlikte düşünülmelidir.

Maksillofasiyal Cerrahi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İşlemler lokal anestezi, sedasyon veya genel anestezi altında yapılır; operasyon sırasında ağrı hissedilmez. Sonrasında 24–72 saat içinde bölgede hassasiyet, şişlik, morarma ve çiğneme zorluğu görülebilir. Soğuk kompres (ilk 24 saat aralıklı), reçete edilen analjezik/antiinflamatuar ilaçlar ve başı yüksekte tutma önerileriyle konfor artar. Cerrahi kapsam büyüdükçe iyileşme süreci uzayabilir; tipik yumuşak doku toparlanması 7–10 gün, kemik iyileşmesi haftalar–aylar alır. Sigara, kontrolsüz diyabet ve yetersiz ağız bakımı ağrı ve şişlik süresini uzatabilir.

Kalıcılık, cerrahinin türüne göre değişir. Çene kırığı fiksasyonları, ortognatik cerrahiyle çene konumlandırma, kist/tümör eksizyonu veya implant cerrahisi doğru planlama ve takip ile uzun dönem stabil sonuç verir. Diş sıkma, travma, enfeksiyon veya genel sağlık durumundaki değişiklikler yeni müdahaleler gerektirebilir. Stabilite; doğru oklüzyon, plak kontrolü, düzenli radyografik izlem ve hekim kontrolleriyle desteklenir.

Amaç, patolojiyi tedavi ederken diş ve çevre dokuyu korumaktır. Cerrahi sahaya komşu dişlerde geçici hassasiyet veya nadiren kök yüzeyinde travma görülebilir; dikkatli planlama (CBCT, sinir-kök ilişkisi değerlendirmesi) ve atraumatik tekniklerle bu riskler minimize edilir. Sinir hasarı, komşu dişte çatlak veya periodontal liflerde etkilenim olasılığı düşüktür ve vakaya özgüdür; onam sürecinde ayrıntılı olarak açıklanır.

Endikasyona bağlıdır. Enfeksiyon, kist, kırık gibi acil/öncelikli durumlarda yaş kısıtı yoktur; çocuk hastalarda büyüme plakları ve diş gelişimi gözetilerek plan yapılır. Ortognatik cerrahi genellikle büyüme tamamlandıktan sonra (kızlarda ~16–17, erkeklerde ~18+) değerlendirilir. Sistemik hastalıklar, ilaç kullanımı ve kemik kalitesi her yaşta karar sürecine dâhildir.

  • Gömülü Dişler, Kistler/Tümörler, Çene Kırıkları
  • Çene-Yüz Deformiteleri (Ortognatik Endikasyonlar)
  • Sinüs Tabanı İşlemleri, Kemik Grefti/Augmentasyon
  • Temporomandibular Eklem Patolojileri
  • Nörovasküler Kompresyon Riskinin Yönetilmesi Gereken İleri Olgular

Karar; klinik muayene, CBCT, panoramik röntgen, medikal konsültasyon ve hastanın beklentileri birlikte değerlendirilerek verilir.

  • Fonksiyonel İyileşme: Çiğneme, Konuşma, Eklem Konforu
  • Estetik Denge: Yüz Oranlarının Düzeltilmesi
  • Patolojinin Eradikasyonu: Kist/Tümörlerin Güvenli Çıkarılması
  • Stabilite: İskeletsel Problemin Cerrahi Düzeltimiyle Kalıcı Çözüm Beklentisi
  • Dijital Planlama ve Kılavuzlu Cerrahiyle Öngörülebilirlik
  • Komplikasyon Risklerinin Kontrollü Yönetimi ve Multidisipliner Yaklaşım

Spesifik işlem türüne göre değişir. Ortognatik girişimler büyüme tamamlandıktan sonra; gömülü 20 yaş dişi cerrahileri genelde kök gelişimi tamamlandığında; kist/tümör eksizyonları tanı konur konmaz planlanır. Çocuk ve ergenlerde büyüme rehberliğine uygun, erişkinde sistemik durumla uyumlu zamanlama tercih edilir.

Cerrahi süresi işlem türüne göre 20–120+ dakika değişebilir. Gömülü diş çekimi çoğunlukla 20–45 dakika, ortognatik cerrahiler birkaç saat sürebilir. Aynı gün taburculuk sık görülür; ortognatik olgularda 1–2 gece yatış gerekebilir. İlk kontrol 7–10. gün, dikişlerin alınması işlemine göre planlanır. Kemik iyileşmesi için tipik pencere haftalar–aylar arasıdır; yumuşak gıda, ağız hijyeni protokolü ve periyodik kontroller süreçte belirleyicidir.

Nasıl Çalışıyoruz?

1

Bizimle İletişime Geçin

Telefon, e-posta veya WhatsApp üzerinden bize ulaşabilir, hızlıca bilgi alabilirsiniz.

2

Ücretsiz Konsültasyon

Hekimlerimiz ağız ve diş sağlığınızı değerlendirir, size özel tedavi planını oluşturur.

Randevu Al
3

Randevunuzu Planlayın

Size en uygun gün ve saatte randevunuzu oluşturuyor, süreci birlikte planlıyoruz.

Randevu Planla

Maksillofasiyal Cerrahi Hakkında Hasta Yorumları

I had a great time with Dr Binnur. From the start she played Bob Marley "Three Little Birds" while I was in the chair. From there I had no concerns. I had full knowledge of what was happening next and where I would be. I felt appreciated every time I walked in the door at Markasya. I felt like a human. I felt welcome and I felt respected. I had to have some significant dental work: it was done very well and I felt confident that it would be. Root canals, bridges and crowns. Dr Binnur gave me options. She focused first on my oral health, and later advised on options for aesthetics. I got a great result for my situation. I now smile easily and happily and regularly. And my teeth work! I like Dr Binnur and I like all of her staff: I wish that others can have the experience I had - but of course only if you need it!

Mark Hume-Cook

Thank You for outstanding service and dental healtcare to our son, during our holiday in Antalya. You solved his problem tooth and we were able to enjoy the rest of the holiday 🙂 I recommend your dental clinic 100% to every children with an unexpected dental issue during holiday.

Filip Kalanka

You are now our only choice for our children. I would like to thank you very much for your friendly, sensitive, quality and polite service. I would also like to thank Raisa Ahmedova and all her team members. We were very, very pleased. I strongly recommend it. We loved it very much. You will love it too❤️

ZELKEFLİY aygrn

This was my first time seeing a dentist outside of Canada. I was nervous about going but wanted to get my teeth cleaned and have a filling checked. The staff are so friendly and professional here. Dr. Gunel was very gentle and did a great job. I was very happy with the experience and will return again if I should need more care when I am in Turkey again.

Carol D

Лечила каналы нижней шестерки у эндодонтиста доктора Ebru. Все очень понравилось! Зуб был сложный: одна стенка обрушилась, корни были после резекции, поэтому боялась, что могу его потерять во время лечения, но доктор все сделала аккуратно. В клинике работают две переводчицы, поэтому никакого языкового барьера не было, спасибо им большое!

Elena Kora

Gute Arbeit hat uns im Urlaub sehr geholfen

Momo Appa

Выражаю благодарность персоналу этой клиники! Детский врач и её ассистент, не только профессионалы своего дела, но и настоящие зубные феи! Удалили ребёнку зуб на одном дыхании, найдя к ней особый подход! Всем рекомендую!

Елена Орлова

Amazing dentist! The staff are so so so kind and accommodating. Thank you to the lovely nurses and doctors ❤️ Highly recommended this dentist if you’re looking for honest people. They have fixed prices which are for both foreigners and locals which is excellent. Special thanks to Dr Aisha thank you for taking care of us!

Marwa

They really care about people. They are kind, clean, professional, and honest. I highly recommend them. They also speak English. Thank you Doctor and assistants 😀

Maria Bonita

Bizimle iletişime geçin!

Antalya’nın kalbinde bulunan kliniğimiz, uzun yıllardır hem yerel hem de uluslararası hastalar için güvenilir bir tercih olmuştur. Deneyimli ekibimiz, size en yüksek kalitede diş bakımı ve geniş bir tedavi yelpazesi sunmaya kendini adamıştır. Sorularınız varsa veya randevu almak istiyorsanız, size yardımcı olmak için buradayız. Bugün bize ulaşın ve daha sağlıklı, daha güzel bir gülümsemeye kavuşma yolculuğunuzda size rehberlik edelim!

    Klinik Görsellerimiz